Sınırların dikenli tellerle değil gözyaşlarıyla çevrildiği, ”insanlık” kelimesinin gerekliliklerinin din perspektifinde evrildiği yılları yaşıyoruz.

Teröre her gün lanetler okuyoruz. Filistin’de, Halep’te ve daha birçok yerde Müslüman kardeşlerimizin acısına sadece ”tanık olma” mesafesinde duruyoruz.

Birkaç gün önce, Halep’teki kadınların intihar edebilmek için fetva beklediklerini okudum.

Ne hale geldik!

Ya İlahi! Verdiğin her musibetin dünya ve ukba hayatında bizim tarafımızdan bilenemeyecek esrarları olabilir.

Sana tazarru ediyor ve şikâyet penceresinden değil medet bulma ümidiyle yine sana iltica ediyoruz.

Eğer ki, Halep’teki kardeşlerimizin gördüğü eza ve cefalara karşı ettiğimiz duaları bizim günahlarımız nedeniyle kabul etmiyorsan bizleri duası kabul olan kulların eyle.

Eğer bu olmayacaksa duaları kabul olan kullarını halk et.

Senin adının yere düşmeyeceğini bize Sen bildirdin. Bu bildirinin hakkı uğruna Halep’i ferahlandır. Adını yerde koymayan Müslümanlar eyle bizleri.

Merhum Akif’in dediği gibi: ”Kimi Hindu, kimi Yamyam, kimi bilmem ne bela…” sözleri bugün Halep’i muhasara eden Rusya, Suriye ve Haşdi Şabi için geçerli hale gelmiş ve yine aynı zulüm sahneye konulmuş durumda.

Bu oyunu bozmak yed-i kudretinde olan Allah’ım, tecavüz, işkence, açlık, ölüm ve adını dahi bilemediğimiz nice cefayı kullarına hak görenleri yerle bir et.

Türlü bahaneler ve aldatmalarla İslam coğrafyasında karış karış kan döken canilerden intikamımızı bizlerin eliyle, bizlerle mümkün değilse halk edeceğin kulların ile al.

Her gün gördüğümüz fotoğraflar ve izlediğimiz videolar ile şahit olduğumuz, boğazımızda düğümler, uykumuza kâbuslar salan, bunlardan da önemlisi senin Kuran’ını yerde koymayan, sana yönelen kullarını sersefil ve perişan hale getiren, tüm dünyanın gözleri önünde soykırıma varan müdahaleler yapan bu canilere müdahale et.

Biliriz ve iman ederiz ki kâfirler yenilecek. Çünkü hükmüne vâkıfız: “De ki: Ey kâfirler! Yenileceksiniz ve cehenneme sürüleceksiniz!” Ali İmran/12.

Bize vermiş olduğun vicdan ve ruh bu zulümlere dayanamayacak, her işkence fotoğrafında etlerimizi koparacak noktaya geldi. Ya Rabbi, hükmünü biran evvel gerçekleştirmeni eza gören, cefa çeken, nur yüzüne toprak bulanan, zalimlerin insafına kalan, Kuran’ını yerde koymayan kulların adına senden diliyor ve bekliyoruz.

İçimizdeki tek bir kulunun, tek bir sâlih ameli ve Peygamberin (sav) adına yalvarışlarımızı kabul eyle…

Ey Avrupa ve tüm diğer şer güçler!

Medeniyet diyerek deniyet düsturlarıyla hareket edersiniz!

Kendi dindaşları ölürken tüm dünya liderleriyle yürüyüşler yaparsınız; ancak ölen, işkence gören Müslüman olduğunda suspus olan, çıt çıkarmazsınız!

Zalimsiniz!

Yamyamsınız!

Dünya sağlık örgütü,  milletler meclisi, Avrupa konseyi, NATO ve tüm diğer zımbırtı birlikleriniz yerin dibine batsın!

Sizin tarifiniz çok basit; üç beş yunus için ortalığı aya kaldırıp Halep’te ölen Müslümanlar için gıkını çıkarmayan GreenPeace gibi hepiniz ikiyüzlüsünüz!

Bize ahlak, barış ve demokrasi dersi veremezsiniz!

Yerin dibine batsın tüm birlikleriniz!

Ya Rabbi,

Okuduğumuz Fetihler adına senden diliyoruz ki, bizleri, insanlık nedametinin zerresine sahip olmayan bu zalimlerin pençesinde yardım dileme mecburiyetinden kurtar.

Cennetine kabul ettiğin şehitler namına bunları senden diliyor ve sana yalvarıyoruz…

Şüphesiz ki Sen her şeyi gören ve işitensin…

Dr. Enes BAŞAK

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir