Tanım

Omurgalar arasında bulunan kıkırdak yapının çeşitli nedenlerle meydana gelen aşırı zorlama hareketleri nedeniyle kayması ve bunun sonucunda omurilik kanalına girmesidir. Bu kanala girmesi sonucunda da sinirlere bir bası meydana gelir. Sinirlerde oluşan bası da vücutta şiddetli ağrıların oluşmasına neden olur. Birçok kişi hayatında en az bir defa bel ağrısından mustarip olur. Belli bir yaş ve cinsiyete bağlı olmayıp hemen herkeste oluşabilir. Beli zorlayan hareketlerin yapılması oluşumundaki temel nedendir.

Riskli Durumlar

1-Hareketsizlik

Genellikle hareketsiz ve sporun olmadığı bir hayat süren kişilerde kaslarla taşınması gereken beden yükünün büyük bir kısmı omurgalara biner ve kıkırdak yapının hasar görmesine neden olur. Kişi, hareketli bir hayat tarzını benimseyerek ve spor yaparak bu zararlı etkiden kaçabilir.

2-Obezite

Vücut kitle endeksine göre kilolu olan kişilerde sahip olunan fazla kilolar omurgaya baskı yaparak omur disklerinin normal şeklini kaybetmesine ve fıtıklaşmasına neden olur. Bu nedenle aşırı kiloluluk bel fıtığı yönünden önemli bir risk demektir. Vücut kitle endeksi mutlaka 25’in altına çekilerek obezitenin bel fıtığı üzerindeki olumsuz etkisi en aza indirilmeli.

3-Sigara ve İlaç

Sigara ve gereksiz ilaç kullanımı yara iyileşmesinde ve vücut metabolizmasında değişikliklere yol açtığından bel fıtığı yönünden önemlidir.

4-Olumsuz hareketler

Ani hareketlerden ve omurgayı zorlayacak hareketlerden kaçınılmalı. Boydan daha uzun bir yerden nesne almaya çalışılmamalı çünkü yukarı doğru uzanma hareketi yapmak omurgayı gererek disklerin zarar görmesine neden olur. Bu nedenle de boydan daha yüksek yerdeki nesneler bir iskemle veya sandalye yardımıyla alınmalı. Yerden kalkılırken ani hareketle kalkılmamalı ve kademeli olarak kalkılmalı. Ayrıca yerden bir yük alınacaksa mutlaka dizler kırılarak alınmalı.

Yük taşınarak yürünürken her iki elde birbirine yakın ağırlıkta yükler taşınmalı. Bir tarafta diğerine göre aşırı yük bulunması omurganın o yana doğru eğilmesine ve zarar görmesine neden olur. Masa başında çalışırken mutlaka omurgayı destekleyecek araçlar kullanılmalı. Sabah yataktan ilk kalkıldığında aniden kalkılmamalı. Bu saydığımız özelliklere hayat tarzı değişiklikleri de diyebiliriz.

Yapılan meslek nedeniyle sürekli ağır yük taşıyan veya omurgayı zarara uğratan işlerde çalışanlar, kendilerinde bel fıtığının tespit edilmesi halinde mümkün mertebe işe ara vermeli ve tedavi önerilerini dikkate alınmalıdır.

Bel Fıtığında Ameliyat

Bel ağrısı ile bel fıtığının ayırt edilmesi önemlidir. Bel ağrısı normal tedavilerle düzelirken bel fıtığında ameliyat gerekebilir. Ameliyat, bel fıtığı hastalarının çok küçük bir kısmında gereken bir durumdur. İlaçla tedavi, fizik tedavi ve yaşam tarzı değişiklikleri çoğu hastada bel fıtığının tedavisinde yeterli olmakta. Çok küçük bir kısmında ise ameliyatsız tedavi mümkün olmamakta. Ameliyata gereksinimi ise hekim muayenesiyle belli olan ve radyolojik işlemle de kesin teşhis edilen bir durum. Kıkırdağın tamamen kayması, sinirlere bası olması veya diskin patlayarak içindeki sıvının akması (fıtığım patladı) ameliyatı gerektiren durumlardır. Bunlar için MR görüntülemesi gerekir. Bu bakımdan bel ağrısıyla başvuran hastada ilaç, fizik tedavi ve yaşam tarzı değişiklikleri önerilir ve hastanın bu şekilde tedavisi planlanır. Ancak düzelmeyen ve/veya sinirlere bası olan durumlarda ameliyat düşünülür.

Kimlerde Görülür

Bel fıtığı yaş ve cinsiyet ayrımı yapmaksızın herkeste ve her yaşta görülebilir. Riskli durumlar olarak saydığımız özelliklere sahip olanlarda görülme sıklığı daha fazladır. Vücut kitle endeksi 25’in üzerinde olanlar, hareketsiz bir yaşam sürenler, spor ve egzersiz yapmayanlar, sigara içenler, gereksiz ilaç kullananlar, ağır işlerde çalışanlar, omurgayı desteleyen aparat kullanmadan masa başında uzun süre çalışanlarda bel fıtığı görülme riski daha fazladır.

Belirtiler

Ayaklarda uyuşma olması, yürümede, eğilip kalkmada ciddi zorluklar yaşanması, bel ağrısının bacaklara vurması, basit hareketlerde bile destek ihtiyacının olması bel fıtığı yönünden değerlendirilmelidir. Ayrıca ağır bir yük taşıma, aniden yerden kalkma veya bir yere uzanma esnasında aniden meydana gelen ve kalıcı olan ağrı bel fıtığının başladığını gösterebilir. Bel fıtığının tedavi edilmemesi ve yaşam tarzı değişikliklerine uyulmaması ileride daha büyük hareket zorlanmalarına, erken yorulmaya sebep olur.

Bel Fıtığının Tespit Edilmesi

En önemli tanı aracı hastayı hekime getiren nedenler ve süreçtir. Bir hasta, bel ağrısı nedeniyle hekime gelme nedeni duyuyorsa, aniden yerden kalkma, uzanma veya ağır kaldırma hareketi yapmışsa, bu ağrı bacaklara yayılıyor ve ayaklarda uyuşmaya neden oluyorsa bel fıtığı yönünden mutlaka incelenmelidir. Hekimde bu gibi nedenlerle bel fıtığı şüphesinin olması ve yaptığı muayenenin de bunu desteklemesi çok önemlidir. Ardından yapılacak olan MR görüntülemesi ise kesin tanıyı koyacak olan test olup bu nedenle mutlaka yapılmalıdır.

Bel Fıtığında Tedavi

Daha önce de bahsettiğimiz gibi bel fıtıklarının çok az bir kısmında ameliyata gereksinim duyulur. Önemli olan ameliyata gereksinim duyulan hastayı diğerlerinden ayırabilmektir. Henüz sinire bası yapmamış ve bu bası olmadığı için bacaklara yayılan ağrı, ayaklarda güç kaybı ve uyuşukluk, çok şiddetli hareket kısıtlıkları olmayan hastalarda ameliyata gereksinim duyulmaz.

Böyle hastalarda ağrıyı azaltacak ilaçların, kas gevşeticilerin verilmesi, hayat tarzı değişikliklerinin ve vücudu zorlayacak hareketlerden kaçınmak gerektiğinin önerilmesi yeterli olacaktır. Ağır kaldırmamalı, yükseğe uzanma (çok önemli) ve yana eğilme hareketleri yapılmamalı, ani hareketlerden uzak durulmalı, her iki elde birbirine yakın ağırlıklarda yük olmalı. Yerden ve yataktan kalkarken aniden kalkılmamalı, uzun süre masa başında kalanlar omurgayı destekleyecek araçlar kullanmalı. Ortopedik destekli yataklar tercih edilmeli.

İlaçla tedavi ve hayat tarzı değişikliklerinin ağrıları azaltmaya yetmediği durumlarda fizik tedaviye başvurulur. Fizik tedavi mutlaka bir uzman denetiminde yapılmalı. Hastanın zaten ağrısı olduğu için fizik tedavide egzersiz dozu az olarak başlanıp zamanla yavaş yavaş arttırılmalı. Hastayı aşırı zorlayacak hareketlerden kaçınılmalı. Fizik tedavi ile başarı sağlanamazsa nükleoplasti yapılabilir. Omur diski çekirdeğinin çıkarılması anlamına gelen nükleoplasti yöntemi bu aşamada hastalara uygulanabilir. Böylece o bölgedeki sinir basıdan kurtulur ve ağrı ortadan kaldırılmış olur.

Verilen tüm ilaçlara, hayat tarzı değişikliklerine ve yapılan fizik tedaviye rağmen hastanın ağrıları dindirilemiyorsa veya hastada ilerleyen güç kaybı, MR görüntülemesinde diskte patlama – kayma olması durumlarında hastanın kesinlikle ameliyat edilmesi gerekir. Temel prensip; şekil olarak yapısı bozulmuş diskin ortadan kaldırılması, sinirler üzerinde bulunan mevcut basının ameliyatla ortadan kaldırılması ve böylece sinirlerin rahatlatılmasıdır. Bu noktaya gelmiş ve ameliyat olmamış kişilerde hayat konforu son derece bozulur ve hastalığa bağlı ileri yan etkiler görülür. Bu nedenle ameliyat önerilecek noktadaki hastaların ameliyatı ciddi bir şekilde düşünmesi gerekir.

Son Söz

Bel ağrısı başlayan kişi mutlaka bir hekime başvurmalı ve toplumumuzda maalesef yaygın olan bel çekme gibi durumlardan uzak durmalı. Kendisine ameliyat önerilmeyen hastalar, verilen ilaçları düzenli kullanmaya özen göstermeli, iyice tarif edilen fizik tedavi egzersizlerine riayet etmeli ve tedavinin ilk kısmında bahsettiğimiz hayat tarzı değişikliklerini mutlaka yerine getirmeli. Çok sert bir zeminde yatma ihtiyacı kesinlikle mevcut olan bir durum değil. Önemli olan omurgayı destekleyen ortopedik yatakların tercih edilmesi ve düz bir zemin olması. Özellikle tahta kadar sert zeminlerde yatmak gerekmez. Tüm bu uygulamalara rağmen ağrıları dinmediği ve/veya MR görüntülemesinde diskte patlama – kayma görüldüğü için ameliyat önerilen hastalar ameliyat olmayı ciddi bir şekilde düşünmeli. Hastalıkta en önemli tedavi hiç hasta olmamaktır. Bu nedenle henüz bel ağrısı veya bel fıtığı olmayan kişiler bile şimdiden hayat tarzı değişikliklerine dikkat ederek erken dönemde bel fıtığı oluşumunun önüne geçebilir.

Dr. Enes BAŞAK

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir