Hastaneler… Hayatta en değerli varlığımız sağlığımız adına müracaat ettiğimiz ve sıhhat bulmak adına kovalamacılarımızın sürüp gittiği meskenler. Hastalık özünde komik değildir ama biz yaptığımız davranışlarla her yeri olduğu gibi hastaneleri de komiklik ve sıra dışılıkların yeri haline getirebiliriz. Her gün sadece 1 hastaneye yüzlerce insan başvurmakta ve bu insanların her biri ayrı bir dünya olarak bulunduğu konum gereği farklı davranışlar sergileyebilmekte. Konum ve zaman gereği normal hayatının dışında bir dönemde olduğu için birçok insan farkında bile olmadan birçok gariplikler sergileyebilmekte.

Kitabımız işte bu anıların bir ürünü olarak meydana geldi. Türkiye’nin hemen her kesiminden hekimler kendi yaşamış oldukları garip, komik ve sıra dışı anıları göndererek kitaba katkıda bulundu. Ve böylece hastanelerdeki davranışların Türkiye genelinde bir sentezi ortaya çıktı. Bir yandan Hakkâri’den bir hekimin bir yandan ise İstanbul’dan bir hemşirenin anıları bir araya gelerek bu alanda bir kaynaşma sağlandı. Garipliklerin Türkiye’nin hemen her yerinde cereyan ettiğini düşünecek olup bütün bu anıların bu kitapta toplandığını hayal edersek ortaya nasıl güzel bir ürün çıktığını çok daha iyi anlayabiliriz.

Kitaptaki amacımız kesinlikle insanları yaptıkları davranışlarla küçük duruma düşürmek, onları gücendirmek değildir. Amacım; özellikle son yıllarda artmış bulunan hekimlere ve diğer sağlık çalışanlarına yönelik şiddet olaylarında halkımıza hastanede yaptıkları gariplikleri hatırlatarak onlara hem tebessüm ettirmek hem de bu şiddet olaylarında bu anılar çerçevesinde kişilere empati yaptırarak daha sağduyulu bir toplum oluşturmaya hizmet etmek, ‘‘Biz bunları da mı yaptık’’ dedirterek gelecekte vuku bulabilecek şiddet olaylarında insanlara ikinci bir düşünme süresi oluşturmak. Kitaptaki anılar bu düşünce ekseninde ‘‘hasta mahremiyeti’’ çerçevesinde revize edilerek kitaba bu şekilde alındı.

Kitabı kendisine ve/veya arkadaşlarına imzalı olarak satın almak isteyenler 0536 271 6441’e WhatsApp üzerinden mesaj atarak kitap siparişi verebilir.

Herkese sağlıklı bir ömür dilerim.

Kitaptan Bazı Örnek Hikâyeler

Fıtık Ana

Bizzat yaşadığım bir olay:

Sabah 09:40 civarında minibüse bindim, en arkaya geçip oturdum. Kulaklığı takıp müzik dinlemeye başladım. 6-7 dakika sonra bir baktım ki arka taraftaki insanların hepsi birbiriyle konuşuyor. Kulaklığı çıkarıp konuşmalara şahit oldum:

+Valla hanım abla bizim baldız bel ağrısından duramıyordu, götürdük ona hiçbirşeyi kalmadı.

-Ben de bu ağrıdan duramıyorum, sürekli rahatsız ediyor beni, yürüyemiyorum bile.

+Ben size numarasını vereyim, siz onu mutlaka arayın. Ama yanına gitmeden önce mutlaka bir MR çektirin öyle gidin. Çünkü o MR’a bakarak tedavi ediyor. Beli çekerken ona göre çekiyor.

-Tamam çok teşekkür ederim, ismi neydi?

+Fıtık ana… 🙂 🙂

MR sonucuna göre bel çeken fıtık anayı tebrik ediyorum, ellerine sağlık anacım 🙂

Bu yazıya gelen en iyi yorumlar ise şöyle:

Benim görev yaptığım ilçede bir kırıkçı var müdahale ediyor sonra konsültasyon atıyor bize bir röntgen çekilsin diye :)

MR’a bakarak? Sayın radyolog meslektaşlarım, kusura bakmayın ama siz 11 yıl boşuna uğraşıyorsunuz 🙂 Fıtık ana bu işin anası, vay anasını ne günlere kaldık 🙂

Fıtıkçı ana onam formu da istiyordur şimdi 🙂

Bizim çıkıkçı daha direk grafi istiyor, MR yorumlayamıyor herhalde…

Bir Psikiyatrist

Psikiyatri dersine ilk defa gidiyorduk. Ruh ve sinir hastalıkları hastanesindeydi dersimiz. Hastaneye gittik, sınıfa geçip oturduk. Hocayı bekliyorduk heyecanla. Biraz sonra kapı açıldı ve içeri düzgün giyimli biri girdi. Selam verip oturdu, ardından başladı bizlere bir şeyler anlatmaya. Ama garip şeyler anlatıyordu, anlattıklarının dersle pek ilgisinin olmadığını düşünüyorduk. Tabi biz de ilk ders olduğu için psikiyatri nasıl bir ders bilmediğimizden öylece dinlemeye devam ettik. Bu şekilde yarım saat kadar bir süre ders işledik. Sonra biri daha geldi sınıfa. Önce kürsüde bulunan kişiye baktı, sonra tüm sınıfı tek tek süzdü ve bize orada ne yaptığımızı sordu. Biz de bu kişiyi hastalardan biri zannederek ders işlediğimizi söyledik. Sınıfa yeni gelen kişi başladı gülmeye. Ama durdura bilene aşk olsun çok iştahlı gülüyordu. Meğersem sınıfa ilk gelen o düzgün giyimli, bizim yarım saat ders dinlediğimiz (!) o adam kendisini hoca zanneden bir hastaymış. Ve böylece o gün bizler de onun ilk ve son öğrencileri olmuştuk… 🙂 🙂

Sıradaki Denizyıldızı!

Hayatımın en anlamlı çiçeğini aldım bugün. Poliklinikteyim. 17 yaşında bir hanımefendi girdi içeriye. Gülümsüyor ve çok mutlu görünüyordu. Hani gözlerinin içi gülüyor denir ya, öyle bir şeydi yani. Yaklaştı yanıma, elini uzattı. Ben de uzattım gayri ihtiyari.

-Buyurun nasıl yardımcı olabilirim size?

+Doktor bey! Beni hatırlamıyorsunuz sanırım ama öncelikle size teşekkür ederim. Bu çiçeği size getirdim.

-Aaa hayatımda ilk defa bir bayandan çiçek aldım, çok teşekkür ederim. Bunu neye borçluyum. (Gülümsemek herkese yakışır. Ama bu genç kızın gülümsemesi daha bir anlamlı geldi.)

+Geçen yıl annemle beraber gelmiştik size. Bulantı ve kusmalarım vardı. Siz tetkikler normal çıkınca nedenini bulmak için annemi çıkarıp bana bazı sorular sormuştunuz.

-Aaa evet hatırladım. Ama inanmıyorum sen o kız olamazsın. O kız çok zayıf ve inanılmaz kötü bir durumdaydı.

+Evet o kız benim, o her gün eroin alan, geceleri sokaklarda dolaşan, esrarkeş arkadaşları olan o kız benim doktor bey. Ve bugünümü de size borçluyum. Size eroin kullandığımı söyleyince kızmadınız. Yaşadıklarımı anlatınca sahiplendiniz. Sorularımın tamamını cevapladınız. Durumu anneme nasıl anlatacağım diye düşünürken anneme güzelce anlattınız. Bana Bakırköy’e amateme gitmemi önerdiniz. Ama ben sizdeki sıcaklığı hissettikçe, konuşmalarınızdaki samimiyeti anladıkça yanlış yaptığımı anladım. Önce arkadaşlarımı, sonra alışkanlıklarımı bıraktım. Bu sene tekrar liseye, son sınıfa başladım. Gazetecilik okuyacağım ve ilk röportajımı da sizinle yapacağım…

Ben bu cümleleri duyarken kendimi bir film stüdyosunda hissettim. Gözlerimin ıslandığını, içimin yumrulaştığını, hıçkırıkların artarda geleceğini hissedince derin bir iç çektim ve ayağa kalktım.

-Bana bu gün iyi bir insan olduğumu hissettirdiğin için sana teşekkür ederim…

+İyi bir insan mı? Sizin benim için ne olduğunuzu ancak ben bilirim doktor. Elinizden öpebilir miyim…

Ben yanağımı uzattım. Selamlaştıktan sonra çıktı gülümseyerek. Bir denizyıldızı daha kurtuldu dedim içimden. Biri için önemli olmanın tadını çıkarttım. Ve hasta muayene etmeye devam ettim. Çağırdım: Sıradaki Denizyıldızı!

Yazılar

Doktora göre el yazısı: aferin fort

Hastanın gördüğü: ₮₳₤₯ Ïא®¥ ӿӕӵ ὦﬥҸӑӘ

Eczacının gördüğü: AFERİN FORT!

Aman Tuza Dikkat

Tansiyon kontrolü için gelen canım teyzemle diyalogumuz:

-Teyze tansiyonunu bir türlü düzene koyamıyorum. Siz dediklerimi yapıyor musunuz?

+Evet oğlum yapıyorum, verdiğin ilaçları dediğin gibi kullanıyorum.

-Peki tuza dikkat ediyor musun? Yemene içmene dikkat ediyor musun? Evde tuzlu yiyor musun?

+Evet oğlum dikkat ediyorum evde asla tuzlu yemiyorum. Sadece misafirliğe gidiyorum, onlar yapıyor ben yiyorum…

-… 🙂

Kitaptan Bazı Örnek Karikatürler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir