Her yıl 14 Mart tarihi Tıp Bayramı olarak kutlanır. Tıp Bayramı ilk defa 1919 yılının 14 Mart’ında işgal altında olan İstanbul’da gerçekleşmiş. Tıp fakültesi 3. sınıf öğrencisi Hikmet Boran ve arkadaşları işgali protesto için toplanmış ve bu konuda işgale karşı çıkmışlar. Bunun neticesinde tıp bayramı, doktorların ve diğer sağlık çalışanlarının yurt savunma hareketi olarak başlamış. Bu bakımdan tıp bayramı bağımsızlık hareketi olarak tarihteki yerini almış.

Cumhurbaşkanlığı sarayında bu yıl gerçekleşecek olan tıp bayramı resepsiyonuna aldığım davet nezdinde 12 Mart tarihinde Ankara’ya gittim. Devletin zirvesinde gerçekleşecek olan ve Türkiye genelinde yaklaşık 100 doktorun çağrıldığı bu resepsiyona davet edilmenin haklı gururu ile etkinliğin gerçekleşeceği günü bekliyordum. Bu daveti siyasi bir kimlikle karıştırıp karalamak isteyenler olmuş ancak başarılı olamamışlardı. Zira herkes farkındaydı ki yapmış olduğum çalışmalar hiç kimsenin siyasetine malzeme değil, birlik ve beraberliğimizin sağlanmaya çalışılması gayretiydi. Bu bakımdan davet aldığım kişinin bir siyasi parti lideri değil ülkemizin cumhurbaşkanı olduğunu ve siyasi bir anlam çıkarılmaya çalışılmasının abesle iştigalden ibaret olduğunu anlayan tüm arkadaşlarım buna müsaade etmedi.

Resepsiyon günü ve saati kısa zamanda gelip çatmış ve kendimi geniş güvenlik önlemleri altında Cumhurbaşkanlığı külliyesinde bulmuştum. Fakülteden arkadaşım Fatih Ateş ile de orada karşılaşmış ve birlikte olduğumuza mutlu olmuştuk. Kim olduklarını bilmediğim kişiler ile sohbet ediyor insanlarla tanışıyordum. Türkiye Halk Sağlığı Kurumu başkanı Prof. Dr. İrfan Şencan hocamız ile sohbet ediyor bölgedeki bir doktor olarak sıkıntılarımızı kendisine iletiyordum.

Bir önceki gün Kızılay’da gerçekleşen terör saldırısının taze acısı ile resepsiyonda üzücü bir hava hâkimdi. Kısa bir sohbetin ardından konuşmalara geçildi ve konuşmaların ardından da yemek faslına geçildi. Yemeğin ardından da resepsiyon sonlandırıldı ve tüm davetliler Cumhurbaşkanımız ile selamlaşarak külliyeden ayrıldı. Selamlaşma sırasında milletvekillerimiz de dâhil olmak üzere, Silopi bölgesinde çalıştığımı öğrenen kişilerle sohbet halkaları kurarak acılarımızı paylaştık…

Siyasi bir figürden ziyade devlet erkânının zirvesi bir konumda başta ailemi, ardından Silopi bölgesindeki doktorları, sonrasında sağlık camiasını ve tabi Meram Tıp Fakültesi’ni temsil etmiş olmanın mutluluğu ile külliyeden ayrıldım. Orada bulunmanın verdiği haklı gururla Silopi’ye döner dönmez çalışmalarıma devam ettim…

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir