Bebek Aşılarının Önemi

Yıl 2015. Şırnak ili Silopi ilçesinde köy köy gezerek oral polio aşısı yapıyorum. O dönemde Türkiye genelinde bu aşının yapılmasına dair bir kampanya vardı. Bu kampanyanın ben de Silopi ayağında çalışıyordum.

Bir eve girdim. Aşıdan bahsettim. Çocukların annesi olduğunu belirten hanımefendi “çocuklarıma aşı yaptırmam” dedi. Nedenini sordum, “bizim annelerimize babalarımıza Avrupa’dan gelen aşılar yapıldığı için çok sayıda kişi kısır olmuş” dedi. Biraz daha sohbet ettikten sonra bunu söyleyen kadının 5 çocuğu olduğunu, kendisinin 8, eşinin ise 7 kardeş olduğunu öğrendim. Hatta hanımefendinin kendisi, o köyde herkesin en az 4 çocuğu olduğunu belirtti. Dayanamadım, “teyze, bu aşılar sizi hiç kısır yapar mı, bak herkesin bir sürü çocuğu var, bu kısır haliniz mi?” dedim. Gülerek “haklısın” deyip aşı yapılması için çocuklarını getirmeye gitti.

Doğuda görev yapan her sağlık çalışanı bu diyalogu yaşamıştır. Ancak günümüzde bu diyalog artık doğuya has değil. Çok sayıda insan bebeklik çağı aşılarının kısırlık, otizm gibi hastalıklar yaptığına inanıyor. Giderek artan sayıda anne ve baba dilekçe vererek çocuklarına aşı yaptırmıyor. Dünyanın bazı ülkelerinde anne ve babaların rızası olmasa dahi bebeklik aşıları kanun zoruyla yaptırılırken, ülkemiz gibi bazı ülkelerde bu durum ebeveynlerin rızasına bağlı durumda.

Korona virüsü pandemisi sebebiyle başlayan süreç, aşılara olan güveni, bazı talihsiz olaylar ve açıklamalar sebebiyle daha fazla sarstı. Bu sebeple bu konuda bir bilgilendirme yapmanın yerinde olacağına inanıyorum.

Yanda görülen görseldeki garip nokta ve çizgiler ne anlama geliyor biliyor musunuz? Paslı çivi, metal sebebiyle insanlara bulaşan şu hastalık var ya, hah tetanos işte. Tetanosa işte bu görseldeki bakteri sebep oluyor. Tetanos aşısı dünyada ilk bulunan ve halen en çok uygulanan aşılardan biri. Son birkaç on yıldır başlayan aşı karşıtlığı, sadece ülkemizle sınırlı değil. Çok sayıda ülkede ciddi oranda bir aşı karşıtlığı mevcut. Bu da tabi bazı talihsiz olayların yaşanmasına sebep oluyor.

ABD’de 2017 yılında, aşı karşıtı bir anne ve babanın 6 yaşındaki çocuğu oyun oynarken yaralandı. Bu yaralanma sonucunda topraktan kendisine bulaşan tetanos mikrobu sebebiyle tetanos hastalığına yakalandı. Bebeklik çağı aşıları yapılmamış olan bu çocuk haftalarca hastanede kaldı ve kıl payı ölümden döndü. Çocuğa verilen tıbbi tedavinin maliyeti olan 800.000 dolar aileden talep edildi. Yasalara göre bebeklik çağı aşılarını reddeden aileler tüm sorumlulukları kendi üzerlerine alıyor ve sigorta şirketleri bu tedavileri karşılamıyor. Peki, bu tedavinin verilemeyeceği çocukların durumu ne olacak?

Tetanosun her yıl dünya çapında 250.000 ölüme neden olduğu tahmin ediliyor. Maalesef bu ölümlerin çoğu ise aşı uygulamalarının yaygın olarak yapılamadığı gelişmemiş ve az gelişmiş ülkelerde görülüyor. Bir anne ve baba, nasıl olur da, bu aşıyı yaptırmayarak çoğunu ölüme terk edebilir?

Üstteki garip şekil ne mi? Tetanosa yakalanmış bir hastada meydana gelen opistotonus durumu. Tetanosa yakalanan kişiler maalesef çok sancılı bir hastalık süreci geçiriyor ve çok büyük bir kısmı ne yazık ki hayatını kaybediyor… Oysa tüm bunlara bir aşı mani olabilir…

Devam edelim. 1963 yılında bulunan kızamık aşısı giderek artan sayıda ülkede rutin aşı programına dâhil ediliyor. Ancak halen bazı ülkelerde kızamık aşısı rutin olarak uygulanamıyor. 2016 yılında, sağlık alanında önde gelen kuruluşlarca açıklanan bir rapora göre 2000 ile 2015 yılları arasında kızamığa bağlı ölümler tüm dünyada %79 oranında azaldı. Buna rağmen halen günde ortalama 400 çocuk bu hastalık yüzünden hayatını kaybetmeye devam ediyor.

Sadece 2015 yılında 140.000 çocuğun kızamık sebebiyle öldüğü tahmin ediliyor. Bu sizce de çok üzücü değil mi? Bir hastalık var ve bunu önleyen bir de aşı var. Sadece iki defa uygulanacak bu aşı sayesinde o 140.000 çocuk ölmeyebilirdi. Bu çok çok üzücü bir durum. Kızamık aşısının uygulanmaması sebebiyle en çok ölüm görülen ülkeler arasında Kongo Demokratik Cumhuriyeti, Etiyopya, Hindistan, Endonezya, Nijerya ve Pakistan yer alıyor. Bu ülkelerle birlikte, aşı reddinin olduğu tüm ülkelerde kızamığa bağlı ölümler görülmeye devam ediyor.

Devam edelim. Kan grupları 1900’lü yıllardan itibaren bulunmaya başlandı. Bu tarihten çok daha önce bazı insanlara kan nakli yapılıyordu ancak bu kişilerin büyük çoğunluğu ölüyordu. Araştırmacılar aynı görüntüye sahip olsalar da kanların içinde birbirinden farklı maddelerin olduğunu düşündüler. Yaptıkları araştırmalarla da çeşitli kan grupları ve sonrasında ise Rh sistemi bulundu.

Önceki yüzyıla kadar, binlerce yıllık insanlık tarihi boyunca, hamile kadınların ortalama üçte birinde bebek veya anneden biri ölüyordu. Her gebelik, %20-30 oranında ölüm riski demekti. Şu anda ülkelerin gelişmişlik seviyesini belirleyen en önemli parametrelerden biri bebek ölüm oranıdır. Tam da burada devreye kan uyuşmazlığı giriyor.

Rh (-) bir kadın ile Rh (+) bir erkekten meydana gelecek bir çocukta Rh uyuşmazlığı görülür. Bu çocukların ilkine bir şey olmaz ancak birinci gebelikten sonra anneye Rhogam adı verilen bir aşı yapılır. Eğer bu aşı yapılmazsa sonraki gebeliklerin hepsinde düşük meydana gelecektir. Sadece Rh uyuşmazlığı aşısı bile her yıl yüzbinlerce bebeğin hayatını kurtarıyor. Aşı karşıtlarının dikkatini bu noktaya çekmek istiyorum. Bu, sadece 1 aşı ile başarılabiliyor! Bu mucize değildir de nedir?

Ülkemiz, aşı uygulamalarının en planlı yapıldığı ve aşılanma oranlarının en yüksek olduğu ülkelerden biri. Bebeklik aşılarının temini, sahaya dağıtımı ve bebeklere uygulanması ülkemizde çok güzel ve sistematik bir şekilde işliyor. Bu sistemde en önemli katkıyı yapanlar ise sahadaki aile hekimleri ve aile sağlığı çalışanları. Her bir bebeğe kendi bebeğiymiş gibi özen göstererek bebeklerin aşılarını titiz bir şekilde yapan aile hekimleri ve aile sağlığı çalışanlarına teşekkürü bir borç bilirim…

Aşı karşıtlığı sebebiyle meydana gelen üzücü ölümleri daha fazla anlatabilirim. Bu örnekleri arttırabilir ve bebeklik çağı aşılarının önemini kavrayabilmek adına yüzbinlerce başka ölümlerden bahsedebilirim. Ancak birbirimizi daha fazla üzmeye gerek var mı?

Korona pandemisinin ortaya çıkış şekli, sürecin yönetiminde yaşananlar, bazı açıklamalar ve aşıların etkileri sebebiyle aşı karşıtlığında tekrar bir artış yaşandı. Henüz yeni bir hastalık olan korona virüsü pandemisine karşı olan sorgulamalarımız, onlarca yıldır uygulanan ve milyonlarca bebeğin ve yetişkinin hayatının kurtulmasını sağlayan bebeklik çağı aşılarına karşı olmamalı.

Ne demiş atalarımız, “kaş yapalım derken göz çıkarmayalım”. Aşılarla ilgili okuduğumuz her yazıya, izlediğimiz her yayına karşı lütfen daha uyanık olalım. Unutmayalım ki sağlıklı bir toplum, sağlıklı bireylerden meydana gelir.

Sağlık dolu günler dilerim.

Dr. Enes Başak

www.instagram.com/drenesbasak

www.twitter.com/drenesbasak

www.enesbasak.com.tr

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir