David Hume’un ustalık eseri olan ve 1751 yılında yayınlanan “İnsanın Anlama Yetisi Üzerine Bir Soruşturma” eseri, nedensel bağlamda deneysel çalışmalardan dinlerdeki mucizeleri kadar birçok durumu sorguluyor. Bu kitaptan önce yazdığı eseri, çağdaşları tarafından ağır eleştirilere maruz kaldığından Hume, bu kitabının önsözüne kendisinin eski eseriyle değil, bu eseriyle değerlendirilmesini rica ediyor. Sanırım o da daha önceki çalışmasının eksikliklerini kabul etmiş. Bazılarına katıldığım, bazılarını ise reddettiğim birçok konuda görüşlerin yer aldığı bu kitapta, “insanların eylemleri hakkındaki sorumluluğunun” anlatıldığı bölümden kısaca bahsedeyim. Hume, insanlar eylemlerinden dolayı sorumlu değildir diyor ve bu konuda iki argümanı örnek olarak veriyor. Tüm evrenin, insanların ve istençlerin Yaratıcısı bunları iyi bir şey için yaratmıştır, çünkü O iyidir, kötü olamaz. Tüm sistem iyi iken bu çarkların bir dişlisi olan insan da iyidir, eylemleri kötü gibi görünse de bu sisteme ait olduğundan sonuçta iyidir. Buradan, i) ya insanların hiçbir eyleminin suç olmadığını kabul edeceğiz ya da ii) eylemlerin kötü olduğunu kabuk ediyorsak, insanın değil, sistemin Yaratıcının bundan mesul olduğunu kabul edeceğiz diyor. Burada Hume, cüz-i irade dediğimiz kavramı es geçmiş. Sistemi, yani her şeyi yaratan Allah, çarklardan iyi veya kötüye ait bir dişli olmayı bize bırakmıştır. Ayrıca Yaratıcı, hiçbir seçme vasfı olmayan, sadece iyiliğe kodlanmış melekleri var etmişken seçim kabiliyeti olmayan insanları yaratmasının bir anlamı bulunmuyor. Bu bakımdan da insan, eylemlerinden sorumludur çünkü Hume tarafından sistem diye tarif edilen külli irade gibi, insana ait bir de cüz-i irade vardır.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir